20/11/2017

HALKLARIMIZA VE KAMUOYUNA!

Savaşı siviller üzerinde sürdürmek en büyük ahlaksızlıktır, alçaklıktır.

 

 

 

 

 

 

 

8 Eylül 2015
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı

 

Gelîyê Dostkî’de gerilla eyleminde ölen askerleri büyük bir itinayla alıp devlete teslim eden halkla; Cizre’de katledilen bir kız çocuğunun defnedilmesini engelleyenler arasındaki farkı tüm Türkiye halkları iyi görmelidir.

 7 Haziran seçimlerini kaybedip iktidardan düşen AKP ve onun şefi Erdoğan’ın savaş başlatarak iktidarını sürdürme politikası bugün Türkiye'yi çok tehlikeli bir savaş içine sokmuş bulunmaktadır. HDP 7 Haziran’da demokratik ulus zihniyetiyle Türkiye'nin demokratik birliğini güçlendirmişken, AKP iktidarda kalmak için savaş başlatarak bu demokratik birlik hamlesine ağır bir darbe vurmuştur. HDP, Türkiye halklarının kardeşliğini ve birliğini geliştirmede büyük bir adım atarken, AKP'nin politikaları bugün Türkiye'de şovenizmi şahlandırarak halklar arası bir savaşı başlatmanın tetiğini çekmiştir. Tayyip Erdoğan ve Davutoğlu’nun dört yüz milletvekili vermediniz diyerek halkı suçlamasının ardından Türkiye'nin her tarafında faşist güruhlar AKP'nin dört yüz milletvekili almasını engelleyen HDP binalarına saldırmışlardır. Yalnız HDP binalarına saldırmamışlardır, HDP’ye oy verdiği düşünülen Kürtler de her tarafta saldırıya uğramıştır.

Yıllardır iktidar olmak için “Kürt sorununu biz çözeceğiz, Türkiye'ye barışı biz getireceğiz” diyerek Türkiye halklarını aldatan AKP, şimdi açıkça milliyetçiliği şahlandırıp Kürt düşmanlığı yaparak şovenizmle zehirlenmiş halkı Kürtlere saldırtmaktadır. Şu anda Türkiye'nin her tarafında Kürtler bu saldırılara maruz kalmaktadır. İstanbul’da bir gencin Kürtçe konuştuğu için linç edilerek katledilmesi, AKP'nin izlediği politikalar sonucu gerçekleşmiştir. Polisler ve askerler hükümet talimatıyla Cizre’de bebek ve çocuk öldürürse, devlet yetkililerinin milliyetçi söylemlerinden etkilenenler de bu uygulamalar doğrultusunda Kürtçe konuşan genci katlederler.  

Türk devleti gerilla ve sivil ayırımı yapmadan Kürtleri katletmektedir. Cizre başta olmak üzere birçok yerde siviller katledilerek halkın sindirilmesi amaçlanmaktadır. Bu, AKP hükümetinin zihniyeti ve Kürt halkına yönelik politikasının pratikleşmesi olmaktadır. Tayyip Erdoğan 2006 yılında “Kadın da olsa, çocuk da olsa gereğini yaparız” dedikten sonra Amed’te, Mardin’de, Batman’da birçok çocuk katledilmişti. Şimdi bebek, çocuk, genç, kadın demeden birçok sivil Tayyip Erdoğan’ın bu zihniyeti nedeniyle katledilmektedir. İstanbul’da bir gencin telefonda annesiyle Kürtçe konuştuğu için katledilmesi, Türkiye'nin her tarafında Kürtlere saldırılması, Cizre’de izlenen politikanın devamı olmaktadır. Amaç, bu tür yöntemlerle Kürtler sindirilmek ve özgürlük mücadelesinden vazgeçirilmek istenmektedir.

AKP hükümeti derin kaosun yaşandığı Ortadoğu'da bu politikalarıyla Türkiye'yi de büyük tehlikeler içine atmaktadır. Kürt Özgürlük Hareketi ve HDP demokratikleşme temelinde halkların kardeşliğine dayalı demokratik ulus anlayışıyla Türkiye'yi Ortadoğu'nun çekim merkezi haline getirmek isterken, AKP hükümeti Kürt halkının özgürlük iradesini kırmayı amaçlayan politikalarıyla Türkiye'yi fiili olarak bölünme noktasına getirmiş durumdadır.

Bebek, çocuk katletmek, gençleri keskin nişancılarla öldürmek, Kürtçe konuştu diye Kürtleri linç etmek, Kürtlere Türkiye'nin her yerinde saldırmak savaşı daha da şiddetli hale getirmektedir. Gerilla Kürt halkının öz savunma gücüdür. Sivil Kürtler böyle katledildikçe gerillanın misilleme eylemleri de gelişecektir. Kürtlerin sahipsiz ve savunmasız olduğunu sanmak, onlarca yıllık büyük bedeller verilerek yürütülen özgürlük mücadelesi tarihinden hiçbir şey anlamamaktır. Saldırılan Kürtler, öldürülen çocuklar gerillanın ailesidir, kardeşidir. Savaşı siviller üzerinde sürdürmek en büyük ahlaksızlıktır, alçaklıktır. Sivillerin katledilmesi, Türk devletinin savaşı ne kadar kirli hale getirdiğini gözler önüne sermiş bulunmaktadır.

Gelîyê Dostkî’de gerilla eyleminde ölen askerleri büyük bir itinayla alıp devlete teslim eden halkla; Cizre’de katledilen bir kız çocuğunun defnedilmesini engelleyenler arasındaki farkı tüm Türkiye halkları iyi görmelidir. Kürt sorununun neden çözülmediği, bu savaşın neden sonlanmadığını en iyi ortaya koyan Cizre’de keskin nişancılarla katledilen kız çocuğunun defnedilmediği için buzdolabında saklanması durumu olmaktadır.

Türk devleti Cizre’deki, Gever’deki, Silopi’deki savaş tarzıyla savaşı en kirli biçime getirmiş ve derinleştirmiştir. Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için büyük çaba harcayan, Türkiye'de barış ve demokratik çözüm için çaba harcadığı herkes tarafından takdir edilen Önder Apo'ya beş aydır ağır tecrit uygulanması ve üzerinde baskı yürütülmesi, zaten AKP hükümetinin savaşı aylar önce başlattığının kanıtı olmaktadır. Türk devleti 30 Ekim 2014 tarihinde savaş kararı almış; Dolmabahçe Mutabakatı yok sayılarak Kürt halkının özgürlük mücadelesine karşı bir savaş yürütüldüğü ilan edilmiş, 5 Nisan’da Önder Apo'ya yönelik tecritle de bu savaş başlatılmıştır.

AKP hükümeti şimdi bu savaşı sonuna kadar sürdüreceğini ilan etmiştir. Davutoğlu, Tansu Çiller’in 23 yıl önce söylediği “ya bitecek ya bitecek” nakaratını şimdi “ya temizlenecek ya temizlenecek” biçiminde icra etmiş bulunmaktadır. Bu söylem Tayyip Erdoğan’ın “Kürt sorunu da yok, masa da yok, müzakere de yok, taraf da yok” söyleminin pratikleşmesi olmaktadır. Bu nedenle savaş bebeklerin, çocukların ve Kürtçe konuşan insanların ölümüne kadar vardırılmıştır.

Türk devletini ve AKP hükümetini bu savaşı kirli biçimde sürdürme politikalarını bırakmaları konusunda uyarıyoruz. Kürt halkını ve Türkiye halklarını da Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için fedaice direnen Cizre başta olmak üzere özyönetimlerini ilan ederek demokratikleşme hamlesi yapan şehirlerimize ve ilçelerimizi sahiplenmeye çağırıyoruz. Demokratik özerklik hamlesi, Türkiye'yi demokratikleştirme hamlesidir. Demokratik özerklik ilan eden halka saldırılması ise Türkiye'de otoriter faşist bir rejim kurma saldırısı olarak görülmelidir. Türkiye'nin barış ve istikrara kavuşması bu demokratik özerklik hamlesinin Türkiye'nin demokratik temeli haline gelmesi ve buna yönelik saldırıların püskürtülmesine bağlıdır.

Türkiye'nin demokrasi güçleri Cizre, Silopi, Gever, Silvan, Varto, Suriçi gibi yerlerde saldırıya uğrayan Kürt halkının yanında yer alırken, Türkiye'de linç edilmek istenen Kürtlerle birlikte hareket ederek Türkiye’nin geleceğinin nasıl olacağını bu tutumuyla ortaya koymalıdır.

Saldırıya uğrayarak katledilen tüm sivil insanlarımızın ailelerine ve Kürdistan halkına başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Her yerde saldırıya uğrayan Kürt halkının sahipsiz olmadığını bir daha vurguluyor, Kürt halkının özgürlük mücadelesini mutlaka demokratik Türkiye ve özgür Kürdistan’la taçlandıracağımız sözünü bir daha yineliyoruz.

 

Halkımıza ve tüm kamuoyuna

Kürdistan İşçi Partisi olarak, 39. kuruluş yıldönümünü geride bırakarak 40. mücadele yılımızı karşılıyoruz. Kürdistan özgürlük mücadelesi, partimizin mücadelesi büyük ...

YURTSEVER HALKIMIZA VE DEMOKRATİK KAMUOYUNA!

Hiç kuşkusuz Merkez Komite toplantımızın en başta ve en fazla üzerinde durduğu husus...

HALKIMIZA VE KAMUOYUNA!

Kürdistan halkının özgürlük mücadelesinde büyük emeği olan YNK’nin kurucusu ve lideri olan Kürtlerin...

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]