21/09/2017

Devlet mi, Demokrasi mi?

Eğer Kürdistan’da bir devlet olsaydı, bu halkı dört ülkeyle savaştıramazdı. Çok farklı çıkarlar ve diplomasi olurdu. Çok çeşitli bağımlılıklar gelişirdi. İddia edildiğinin aksine bağımsızlık değil...

 

 

 

 

Atakan MAHİR

Önderlik, demokrasiyi devlet dışı kalmış toplumsallaşmaların ve toplulukların kendini yönetme ve yaşam biçimi olarak tanımlıyor. Önderlik dışında bu tanımı yapan yoktur. Çünkü Önderlik dışında hiç kimse devlet dışı, uygarlık dışı kalmış bir toplumsallığı kabul etmiyor. Ne Wallerstein, ne Braudel, ne de başkaları... Onlara göre sınıflaşma, uygarlık ve devlet hâkimdir. Onun dışında kalan yoktur. Bu nedenle devlete karşı bir mücadele verilip aynı düzeyde bir otorite kurulmadıkça farklı bir yaşam biçimi öneremiyorlar. Anarşistler federasyon tarzı birleşimlerin ucundan geçiyorlar, ama tanımladıkları federasyonların büyük bir kısmı ya işçi federasyonlaşmaları ya da aslında hemen hemen devlete benzeyen federasyonlar olmaktan ileri gidemiyor. Bu konuda en ilerisi sosyalist anarşist olan Kropotkin’dir. Ama onun da belirleyip önerdiği federasyon çok fazla alt düzeydeki devlet oluşumlarını, yerele inmiş devlet aygıtlarını aşmıyor.

Önderlik tarihten günümüze devlet dışı toplulukların olduğunu belirtiyor. Herkesin devletli yaşamak istemesi ve yaşaması ne demektir? Bu, sınıflaşmaya tabi olmakla da ilgili değildir. Demokrasi geniş bir topluluktur; bunun içine işsizi de, etnik yapısında halen devam edenler de, merkezi inanışa dâhil olmayanlar da girer. Peki, bunların bir yaşam biçimi yok mudur? Ya da olmamalı mıdır? Hem vardır, hem de daha da olmalıdır. Bu yaşam gerçeğinin örgütlendirilmiş ve günlük yaşanır hale kavuşturulmuş formuna demokrasi denilebilir.

Demokrasi konusun özü şudur; Önderlik demokrasisi tartışılıyorsa her zaman devletsizlik tartışılmalıdır. Egemenliğin ve devletin ortadan kalktığı durumda oluşan demokrasi çok farklı bir toplumsal yaşam yaratır. Önderliğin katılımcı veya derin demokrasi dediği demokrasinin diğeriyle farkları, çok kenarda kıyıda şekilsel hususlarmış gibi görülüyor. Hayır, böyle değildir. Bir ülkede devletsiz bir sistem kurulursa bu bütün dünyayı, toplumsal yaşam boyutunda her şeyi etkiler. Bir annenin çocuğuna söylediği sözü de, bir ordu komutasının savaşçısına yaklaşımını da etkiler. Böylelikle bir öğretmenin çocuğa verdiği eğitim de, üretim ilişkileri de, hatta bütün yaşam da değişir. Devletsiz bir yaşam ve toplumsallaşma oturursa bütün insan ilişkileri ve kurumlaşmalar, yapılanmalar buna göre yeniden düzenlenmiş olur ve köklü değişimleri kelebek etkisi misali tüm dünyaya yansıtabilir.

Devlet-demokrasi tartışmasında hangisinin başarılı olduğunu anlamak için Kürdistan özgürlük mücadelesinin deneyimine bakmak oldukça öğretici olacaktır. Çok açık ve net söylemek gerekir ki eğer Kürdistan’da bir devlet olsaydı, bu halkı dört ülkeyle savaştıramazdı. Çok farklı çıkarlar ve diplomasi olurdu. Çok çeşitli bağımlılıklar gelişirdi. İddia edildiğinin aksine bağımsızlık değil, göbekten bağlanma devreye girerdi.

PKK yenilmiyorsa bu, demokrasisinden kaynaklıdır. KDP dâhil hiçbir güç PKK’de olduğu gibi dört parçaya yayılamaz, aşiret çıkarı onu engeller. Bir kapıdan gelen gümrük vergisi onun Amerika ile ilişkisini değiştirebilir. KDP niye istediği gibi dört parçaya yayılamıyor, sorusuna cevap onun devletçi paradigmada olması gerçeğinde aranmalıdır. Çünkü devlet mantığı “az olsun, benim olsun” mantığıdır. Bu nedenle küçük bir federal yönetim KDP’nin iktidar hırsını doyurmak için oldukça tatmin edici olabilmekte, burada yaratmak istediği devletleşmeyle diğer parçaları yok sayabilmektedir.

Peki, KDP’nin Kürdistan’ın tümüne yayıldığını düşünelim; demokrasi olmadıkça dört parçayı savaştırabilmesi mümkün değildir. Kürt halkı Ortadoğu’nun en fakir halkıdır. Onu savaştırmak için muazzam bir enerji gerekir. PKK mücadelesinin yaklaşık on binlerce şehidi var. Otuz bin de halktan şehit düştü. Hangi devlet bunca şehit verip ayakta kalabilir? Kürdistan şu anda devletle yönetiliyor olsaydı, PKK gibi demokratik, komünal yanları ağırlıklı bir hareket olmasaydı, özgürlük savaşı yürümezdi. Bu nedenle Önderliğin demokrasi tanımında ölçü; devleti, devletin özü olarak da iktidarı ve egemenliği kaldırmaktır. Dolayısıyla hem tarihsel, hem güncel, hem pratik, hem de ideolojik doğrular bakımından ve toplumsal doğaya uyumu açısından Kürdistan’da özgürlük mücadelesinin pusulası her zaman için Demokratik Konfederalizm’e kilitlenmek durumundadır. Başka tür arayışlar özgürlük getirmeyeceği gibi, köleliğe daha çok katkı sağlayacaktır.

Kültürel Soykırım

İnsan zaten krizli bir kişiliktir. Devrimci kişilik, her zaman krizli kişiliktir. Yeniden doğuş için o kriz aralığı gerekiyor. Kaos aralığı lazım ki...

Demokratik Ulus

Devlet ne kadar temiz bir araçtır? İktidar ne kadar temiz bir araçtır? Bu araçlarla en soylu amaçlar gerçekleştirilebilir mi? Önderlik açısından bu ciddi bir yargılama konusu ve temel...

Eğitim, Yaşamı Öğrenme ve İş Yapmaya Hazır Hale Gelme İşidir

Önderlik gerçeği bir eğitim gerçeğidir. Parti tarihimiz bir eğitim mücadelesi çalışması tarihidir. Aslında bir boyutuyla parti tarihi ...

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]