20/11/2017

KDP ve Vatan Hainliği

PKK’nin yarım asırdır verdiği mücadele ile yarattığı yurtseverlik değerleri KDP ihanetine rağmen direnerek, savaşarak ve özgür yaşam değerlerini yenileyerek büyüyecek ve tüm Kürdistan’da özgürlük çiçekleri açmaya devam...

 

 

Dilzar DÎLOK

Kürdistan Özgürlük Mücadelesi olarak tarihe yazılan PKK’nin çıkışıyla tüm Kürdistani değerler ve zihniyet yapılanması değişti. Direniş nedir, nasıl oluşur, yurtseverlik nedir, kim yurtseverdir, yurdunu sevmek için ne yapmak gerekir? Bu sorulara verilen cevaplar tarihten günümüze Kürt varlığını ve özgürlüğünü kapsayarak tüm toplum tarafından benimsendi, özümsendi. Yurtseverlik ve milliyetçilik ayrıştı. Demokrasi ve direniş yeniden tanımlandı. Yurt bilinci ve Kürdistani kültürel değerler yeniden oluştu. KDP ile oluşturulan algının, yurtseverlik olmadığı, halkımızın yurtseverlik duygularının kullanılması ve harcanması olduğu anlaşıldı.

Bu yeni anlamlandırmanın ilk adımı KDP’nin PKK karşıtı saldırılarıdır. Birakujî yani Kardeş kavgası denilen bu savaşın kardeş kavgası olmadığı, yürütülen savaşın kendi yurdunu içerden işgal harekâtına girişen KDP’nin, özgürlükçü yurtsever Kürt halkı Önderliğine, partisine ve gerillalarına karşı olduğu görüldü. Çünkü PKK’nin çıkışıyla Kürdistan’ı kendi mülkü olarak gören KDP’nin çıkarları sarsılmış, halkın çocukları mücadeleyi büyütmüş ve halkın sesi yükselmeye başlamıştı. Ki, 90’larda KDP saldırıları karşısında gelişen savaşın, özgürlük mücadelesi literatüründe ihanet savaşı olarak adlandırılması da bu kapsamda anlam kazanmıştır.

İkinci adım ise Güney Kürdistan’da oluşturulan özerk yapılanma ardından sürekli bir devlet eğilimi olarak gündemde tutulan KDP’nin uluslararası hegemonik sistemde yer alma adımlarının en görüneni olarak gelişen süreçtir. Bu süreç, Önder Abdullah Öcalan’a yapılan uluslararası komploda KDP’nin yer almasıyla zirveleşmiştir. PKK karşıtlığında savaş ve saldırıyla yetinmeyen KDP, Önderliğe yapılan komploda rol üstlenerek halkımızın özgürlük umutlarına, demokratik, yurtsever ve özgürlükçü değerlere saldırmış ve komplocu güçler yanında yer alarak Kürdistan özgürlük tarihine bir kir, bir kara leke olarak yazılmıştır. 1998 yılından sonra, tüm Kürdistan halkının gözünde KDP bir kirdir artık.

Üçüncü adım ise Kürdistan toplumu üzerinde egemenlik yürüten devletlerle girdiği işbirlikçi ilişkilerini güncelleştirmesidir. Rojava’da süren özgürlük mücadelesi karşıtlığı, toplumsal dinamikleri parçalama girişimleri, terle kanla yaratılan özgürlük değerlerini pay kapma konusu haline getirdiği sözde örgütlenmelerle Kürdistan halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini geriye çekmiştir. Böylesi tarihsel süreçlerde yapılan bu girişimler güç parçalamak ya da geriye çekmek değil, yurtsever özgürlükçü değerlere ihanettir. Barzani’nin Türk başbakanla görüşerek Güney Kürdistan topraklarındaki gerilla güçlerine yapılan ve aralıksız sürdürülen hava saldırılarına onay vermesi de bu üçüncü adım kapsamındadır.

PKK’ye hava saldırıları yapılmasını TC’den fazla KDP istemektedir. Çünkü KDP, Güney Kürdistan’ı kendi mülkü olarak görmektedir. Faşist DAİŞ çeteleri Güney Kürdistan sınırına dayandığında kendisini, ailesini dahi koruyamayan Barzani ve KDP pılını pırtını toplamış, kaçma hazırlıklarını tamamlamıştı. Ta ki PKK önderlikli gerilla güçleri faşist çetelerin saldırılarını kırıp onları durdurana kadar… Şengal’de peşmergelerin tek kurşun sıkmadan kaçışı KDP’nin üst düzey yetkililerinin hangi konumda olduğunu göstermiştir. Halkımıza yönelik saldırılar karşısında KDP’nin yaptığı tek şey kaçmak olmuştur. KDP, Kürdistani güçler karşısındaki saldırganlığını DAİŞ karşısında göstermemiştir. Bu da KDP’nin ne kadar Kürdistani olmadığını, Kürt karşıtlığını açıkça ortaya koymuştur. DAİŞ saldırıları karşısındaki sessizliğini TC saldırıları karşısındaki onayıyla zirveye çıkarmıştır KDP.

KDP’nin vatan hainliği tarihsel adımlar kadar dönemsel adımlarla da sürmektedir. KDP Kürdistan’ı büyük bir pasta olarak görmektedir. Hiçbir yurtsever, hiçbir özgürlükçü demokratik kişi, kurum ya da örgüt, tüketilecek bir nesne olarak gördüğü bir şey için savaşmaz, onu korumaz, onun için kendini tehlikeye atmaz. KDP de böyle yaklaşmaktadır. KDP pastayı yiyebilmesinin tek şartının, bu büyük pastadan kimi parçaları dünya hegemonik güçlerine sunması olduğunu bilmektedir. KDP hem yiyor hem sunuyor. Kadim Kürdistan ülkesini, ülkemizi tüketilecek bir nesne olarak görüyor. Vatan hainliği zaten bu bakış açısındadır. Bu bakış açısı tek başına ülkeye, ülkenin tarihsel akış içinde yarattığı kültürel değerlere ihanettir.

KDP ve Barzani, bu hava saldırılarında şehit düşen gerillaların kanına girmiştir. 90’lardaki şerê ixanetê bugün de uluslararası boyutta sürmektedir. TC için tükenişin çırpınışları denebilecek bu saldırılar, KDP için ihanet savaşıdır. Güney Kürdistan halkımızın iradesine rağmen bir çete örgütlenmesi olarak şekillenen, uluslararası saldırıların yerel ayağı olmayı statüleştiren KDP ihaneti sürmektedir.

Güney Kürdistan’daki halkımızın yaşadığı kültürel, ekonomik ve özgürlüksel zorluklar, halkımızın giderek kendi kültüründen koparılarak batı özentili karikatür bir topluluk-bir yığın haline getirilmeye çalışılması, yurtsever Güney Kürdistan halkımız tarafından reddedilmektedir. Güney Kürdistanlı yurtsever halkımız KDP hegemonyasını reddetmektedir. KDP hegemonya kurarak bu ülke yiyiciliğini korumaya çalışmakta, bunun için her türlü tekçi politikayı uygulamaktadır. Tüm güneyli siyasal yapılar, partiler de bu hegemonik uygulamalardan rahatsızdır. Son yapılan hava saldırılarında KDP’nin işbirliği yapması da Güney Kürdistanlı halkımız tarafından kabullenmemiş ve kitle eylemleriyle bu irade gösterilmiştir. PKK’nin yarım asırdır verdiği mücadele ile yarattığı yurtseverlik değerleri KDP ihanetine rağmen direnerek, savaşarak ve özgür yaşam değerlerini yenileyerek büyüyecek ve tüm Kürdistan’da özgürlük çiçekleri açmaya devam edecektir. 

“NE TESLİMİYET NE DÜŞÜŞ, SONUNA KADAR DİRENİŞ!”

PKK bize teslimiyeti değil direnişi öğretti...

‘Özgürlük ateşinin sürekli yanan alevi’

Fakat Onlar hep vardır, var oldukça uğurlarında kendilerini feda ettikleri insanlık hep anar onları...

Güneşi Gözlerinden Doğurtuyorlar

Her biri güneşi gözlerinde doğurtan, her sabah gözlerini ateş topunun doğuşuyla yeniden yaratan ve kutsayan, her akşam güneşi uğurlarken gözlerinin ferini bir sonraki güne devreden tanrıçalar… Sevê, Fatma ve Pakize…

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]