19/09/2017

ÊZİDİ ÖZGÜRLÜĞÜ VE DEMOKRATİK ORTADOĞU

Özgür Êzidixan’ın bir Demokratik Ortadoğu merkezi olacağını daha şimdiden görüyor ve böylesi tarihi...

 

 

 

 

Duran Kalkan

Şengal’de yaşayan Êzidi Kürtler demokratik özerklik projesi sundular. Projeyi Êzidixan Halk Meclisi Eşbaşkanlığı ilan etti. Faşist DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos’ta başlattığı yetmiş dördüncü fermanın boşa çıkartılmasından sonra yaptıkları örgütlenmelerle artık özgür yaşayabilecek bir düzeye ulaştıklarını belirttiler. Êzidixan Halk Meclisi ve öz savunma güçleri olan YBŞ ve YJŞ ile söz konusu özgürlüğü yaşayabileceklerini duyurdular. Soykırım fermanının boşa çıkartılmasındaki katkılarından dolayı HPG ve YJA-Star gerillalarına ve YPG-YPJ güçlerine teşekkür ettiler. Tüm demokratik güçleri özgürlük çabalarına destek vermeye çağırdılar.

Hiç kuşkusuz atılan bu adım ve yapılan bu çağrı tarihi öneme sahiptir. Her şeyden önce, tarihin en eski ve köklü kültür birikimlerinden olan Êzidi Kürt kültürünün yaşaması ve özgür insanlık kültürünü zenginleştirmesi açısından önemlidir. Çünkü kültürlerin yok olmasına fırsat veren ve göz yuman insanlık özgür ve demokratik olamaz. Diğer yandan, Güney Kürdistan’ın ve Irak’ın demokratikleşmesi açısından önemlidir. Çünkü Êzidi Kürtlüğün yok olması üzerinde şekillenen Güney Kürdistan ve Irak sistemi demokratik olamaz. Ayrıca Ortadoğu’da yaşanan demokratik yeniden yapılanma açısından önemlidir. Çünkü demokratik özerkliğe kavuşan bir Şengal, Ortadoğu’nun tüm demokratik yapılanmasına örnek oluşturur.

Tüm bu hususlar açıkça gösteriyor ki, Êzidixan Halk Meclisi Eşbaşkanlığının yaptığı çağrı çok önemlidir ve tüm demokratik güçler tarafından ciddiyetle değerlendirilmeyi gerektirir. Hatta Demokratik Özerk Êzidixan çağrısına karşı alınacak tutum ve verilecek cevap gerçek demokrat olmanın turnusol kâğıdı gibidir. Kimin gerçekten demokrat olduğu, kiminse söz demokratı olduğu verilecek bu cevap temelinde açığa çıkacaktır. Biz, bu çerçevede tüm dünyadaki gerçek demokratların Êzidixan’ın demokratik özerkliğine destek vereceğine ve bu temelde tüm Ortadoğu’nun demokratik yeniden yapılanmasının önünü açacağına inanıyoruz.

Bu noktada denebilir ki, önce Irak ve Güney Kürdistan demokratik bir sisteme kavuşsaydı ve ondan sonra Êzidixan’ın demokratik özerkliği gerçekleşseydi daha iyi olurdu. Elbette böyle de düşünülebilir ve bu durum pek fazla hatalı da değildir. Fakat dikkat edilirse, Êzidixan ve benzer alanlar özgür olmadıkça ve demokratik özerk bir yapıya kavuşmadıkça Irak ve Güney Kürdistan’da demokratik sistem gelişmemektedir. Tersine baskı sistemleri ortaya çıkmakta ve sistemsizlik var olmaktadır. İşte Güney Kürdistan’daki sistemin durumu ortadadır. Meclis işlememekte, resmi Meclis Başkanı başkent Hewlêr’e bile gidememektedir. İki yılı aşkın süredir zamanı dolmuş bir kişi Kürdistan Bölge Başkanlığı’nı elinde tutmaktadır. Partiler bir araya gelememekte ve birbirleriyle uzlaşamamaktadır. Dahası bir Kürt-Arap savaşı başlatma olasılığı çok yüksek olan bir referandumun Eylül ayında Güney Kürdistan’da mutlaka yapılması dayatılmaktadır.

Bütün bunların demokrasi olmadığı ve Êzidi Kürtleri özgür kılmayacağı açıktır. Êzidixan ve benzer alanlar demokratik özerk olmadıkça da Güney Kürdistan ve Irak’ın demokratik bir sisteme kavuşamayacağı açıktır. Kaldı ki aralarında çatışma çıkma ihtimali de yüksektir. İsrail, İran ve Türkiye arasındaki çıkar çelişkileri böyle bir çatışmayı sürekli körüklemektedir. Irak ve Suriye’de faşist DAİŞ belasından kurtulabilmek için neredeyse herkesin elbirliği ederek çalıştığı böyle bir ortamda, bir de Güney Kürdistan ile Irak arasında bir savaşın çıkması kaldırılabilecek ve kabul edilebilecek bir durum değildir.

Aslında Ortadoğu’da Birinci Dünya Savaşının ortaya çıkardığı faşist ulus-devlet statükosunun aşılması ve bir Demokratik Ortadoğu’nun yeniden inşa edilmesi için oldukça önemli bir noktaya ulaşılmıştır. Bu noktada ağır bedeller ödeyerek de olsa Kürt halkının verdiği özgürlük mücadelesi motor düzeyinde bir demokratik değişim gücü olma işlevini başarıyla görmektedir. Yine 2011’den beri Arap toplumunun geliştirdiği anti-diktatöryal ayaklanmalar Arabistan’da önemli bir demokrasi hareketi haline gelmiş bulunmaktadır. İşte bu temelde oluşan demokratik Kürt-Arap ilişkileri ve işbirliği bölgenin faşist ulus-devlet statükosunu yıkarak yeni Demokratik Ortadoğu’yu adım adım geliştirmektedir. Bu çerçevede gerici statükoyu ayakta tutan İran ve TC Devletleri iyice sıkıştırılmış durumdadır. Nitekim İran Genel Kurmay Başkanı’nın son Türkiye ziyareti ve iki devlet arasındaki görüşmeler bu çerçevede gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Artık net bir biçimde açığa çıkmıştır ki, Ortadoğu’da gerçekleşebilecek kalıcı her değişiklik Türkiye ve İran’da olmak zorundadır. Kürdistan ve Arabistan’daki değişim ve mücadele eski statükoyu yıkabilir, ancak kalıcı bir yeni sistem oluşturmaya yetmez. Nitekim günümüzde yaşanan tam da böyle bir gerçekliktir. Kürdistan ve Arabistan’da gelişen özgürlük ve demokrasi mücadelesi faşist ulus-devlet statükosunu yıkmıştır, ancak yeni bir Demokratik Ortadoğu’nun kalıcı olarak inşa edilmesi için gücü yeterli olmamaktadır. Böyle bir sonuca ulaşabilmesi için, bölgedeki ulus-devlet statükoculuğunun koruyucusu olan Türkiye ve İran’da değişiklik yaratması zorunludur. Yeni ve kalıcı bir Demokratik Ortadoğu’ya ulaşmak kesinlikle buna bağlıdır.

Şimdi gelişen demokrasi ve özgürlük mücadelesi işte böyle bir gelişmeyi zorlamaktadır. Buna karşılık İran ve TC Devletleri de bazen aralarında anlaşıp işbirliği yaparak, bazen de çelişip çatışarak işte böyle bir gelişmenin bölge düzeyinde yaşanmasını engellemeye çalışmaktadır. Irak ve Suriye’deki demokratik gelişmeleri ve kalıcı yeniden yapılanmayı bloka eden ve engelleyen temel iki güç bunlardır. Bu iki güç, bir yandan Arap sahasındaki değişim ve kalıcı yeniden yapılanmayı engellediği gibi, özellikle de Kürdistan’daki her türlü özgürlükçü ve demokratik gelişmeyi boğmak için her türlü saldırıyı yapmaktadır. Özellikle TC Devletinin ve AKP-MHP faşist iktidarının tüm gücünü böyle bir Kürt düşmanlığına ve Kürt soykırımına seferber ettiği ortadadır.

O halde Ortadoğu’da gerçekten değişim ve demokrasi isteyen herkes İran ve TC Devletlerinin Kürt düşmanlığına ve statükoculuğuna karşı çıkmak durumundadır. Yine Türkiye ve İran’da değişim ve demokratikleşme için mücadele etmek zorundadır. Özellikle Kürt halkının ağır bedeller ödeyerek verdiği özgürlük ve demokrasi mücadelesini desteklemek ve Kürt-Arap demokratik ilişki ve işbirliğinin gelişmesine destek vermek durumundadır. Böyle yapmayanların demokratlığı ve Ortadoğu’da değişimden yana olduğu sadece laftan ibaret kalır.

Biz inanıyoruz ki, Ortadoğu’da önümüzdeki süreç özgürlük ve demokrasi mücadelesinin çok daha fazla geliştiği ve kalıcı zaferlere doğru ilerlediği bir süreç olacaktır. Bu da Kürdistan ve Êzidixan’ın özgürlüğünü ve Ortadoğu’nun demokratik yeniden yapılanmasını getirecektir. Êzidixan Halk Meclisinin demokratik özerklik projesini işte böyle bir ortamda sunmuş olması, onu çok daha önemli ve anlamlı hale getirmektedir. Bu biçimde Demokratik Êzidixan, demokratik Ortadoğu’nun öncüsü ve örnek sistemi haline gelmektedir.

Bu temelde Êzidixan Halk Meclisinin ilan ettiği demokratik özerklik projesini selamlıyor ve başarılı olacağına dair yüksek inancımızı ifade ediyorum. Yine böyle bir gelişmeye katkı sunan herkesi kutluyorum. Yetmiş dördüncü fermanın kırılması için DAİŞ faşizmine karşı mücadele eden herkesi selamlıyor, bu direnişin kahraman şehitlerini saygı ve minnetle anıyorum. Özgür Êzidixan’ın bir Demokratik Ortadoğu merkezi olacağını daha şimdiden görüyor ve böylesi tarihi gelişmenin daha şimdiden büyük coşku ve heyecanını yaşıyorum. Bu temelde Özgür Êzidixan tüm Ortadoğu haklarına ve özgür insanlığa kutlu olsun diyorum

Köpekleri salmışlar ama taşları bağlayamazlar

Tarihin eski çağlarında, insanın eline bir taş almasıyla başladı büyük insanlık serüveni, bugün o taş ...

Yenilmezliğin Kültürel Sırrı

Küresel kapitalizmin bekçisi olan bir iktidarın saldırılarıyla yok olabilir mi bu güzel halk? Ne yapılırsa yapılsın bu halk yenilmedi, yenilmeyecek; çünkü ...

Kürdistan’da Devletçi-İktidar Sistemine Karşı Demokratik-Komünal Toplum Direnişi

Tarih öyle kolay yaşanmış, dümdüz gerçekleşmiş bir süreç değildir. Çok büyük zorluklarla, savaşlarla, acılarla kan dökülerek yaşanmıştır. Bu saldırıların, savaşların en fazlası Kürdistan üzerinde olmuştur...

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]