17/10/2017

‘Zilan kişiliği tanrıça kişiliğidir’

PKK gerçeğinde binlerce yüce insan halklarımıza özgür yaşamın ...

 

 

 

 

 

Yekta şoreş 

Dünyanın farklı yerlerinde çoğu insan yaşamı kavrama sürecindeyken onlar farklı coğraflarda aynı gün, ay ve zaman atmosferinde, fakat sınırsız bir aralık payı bırakan bir yaşam evresinde yaşıyorlardı. Onlar, yaşamın her zerresindeki anlamın farkını diğer yerlerdeki insanlardan çok ama çok farklı ve büyük bir zihniyet dünyasında ele alıp yaşamsallaştırıyorlardı. Yani Onlar yeni yaşamın yaratıcıları ve tüm kutsallıkların bir araya gelip onlarda muazzam bir güce dönüştüğü gökyüzü kadar engin ve erişilmez ve onun kadar sınırsız ve sonsuz abideleriydiler. Önder Apo bir değerlendirmesinde şöyle der: “Tarihe baktığımızda, bütün soylu dinlerin, inançların, yine insana özgü önemli tüm çıkışların öncüleri kahramanca adlara layık olduğu gibi, ilk kendini feda edenleri de büyük şehitleridir.”

 

Yaşamın anlamına varıp o gizemin farkına varan nadir insanlar, her zaman zaaflar içinde yaşayan ve anlamadan yaşamı kendilerine sunulduğu gibi kabullenen insanlığa anlama gücünü vererek onları her zaman büyük ve yüce davalara davet etmişlerdir. Bu uğurda kendilerini feda etmeyi de bilmişlerdir. PKK hareketi, bu yüce davalardan biri olarak onurlu insanlık tarihinde en yüce yerde yerini almış ve bu İnsanlık Hareketi, büyük savunucularıyla sadece uğurlarında yola çıktıkları Kürt ve Türk halklarını değil sömürülen ve en onursuz yaşamlara terk edilen insanlara da bir umut ışığı olmaktan çıkıp artık özgür yaşamı anı anına pratiğinde de yansıtan bir güç haline gelmiştir. Ve bu uğurda kendilerini feda eden binlerce insan gerçek yaşamın yaratıcıları olarak hep var olacaklar insanlık varoldukça. Önder Apo bir değerlendirmesinde şehit gerçeğinden böyle bahseder: “Parti gerçeğimizi daha iyi kavrayalım diyorum. Bu silah doğru kullanıldığında yüzyıllardan beri kaybedilen her şeyi adım adım kazanılmasının da, korunmasının da mümkün olduğu görülecektir. Veya hepimizin yüreğini yakan bir yiğitlik kalesi olduğu kanıtlanmış en büyük gerçeğimiz olan şehitlerimize doğru yaklaşmak, onları esas almak istiyorsak, bileceğiz ki onların yoğunlaştığı, onların gerçek haline getirttiği biricik nesne partidir. Onlar partiyi yaratarak kendilerini ölümsüzleştirdiler. Şehitlerimize değer veriyoruz, onları düşünüyor ve özlüyoruz. ‘biraz daha yaşasaydılar olmaz mıydı’ diyoruz. Evet yaşıyorlar. Partimiz PKK biçiminde yaşıyorlar ve gerçektirler. Gerçekler ortada, direndiler, kendilerini erittiler ve ‘yaşam budur’ dediler. Savaşla yaşam arasındaki bağı böyle ortaya koydular. Peki, size düşen ne? Bu gerçeğe saygılı olup hayata geçirmek.”

 

PKK gerçeginde binlerce yüce insan halklarımıza özgür yaşamın kapısını sonuna kadar açtılar. Artık korkusuz bir halk ve yenilmez bir Parti gerçeği yarattılar. Önderliğimiz, Hareketimiz ve halkımızın üzerine düşman saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde gözlerini kırpmadan şiarlar, sloganlar ve tilililerle kendilerini feda ettiler. Zilan bu büyük insanlardan biri olarak onurlu insanlık yaşamında tüm yüreklerin en güzel yerinde yerini aldı.

 

6 Mayıs 1996 yılında Önder Apo’ya karşı büyük bir suikast girişimde bulunulmuş ve sonuç alınmadığı görüldüğünde gerilla alanlarına ve halka karşı imha amaçlı operasyonlar devreye sokulmuştu. Zilan Yoldaş, böylesine bir süreçte 30 Haziran 1996 yılında Dêrsim’de bayrak töreni yapan sömürgeci Türk ordu güçlerine karşı fedaî bir eylem gerçekleştirir. Bu fedaî eyleminde onlarca düşman askeri ölür ve çoğu da yaralanır. Ve Zilan Yoldaş ölümsüzler kervanındaki yoldaşlarına katılır. Onlar hep bizi fırtına ve tufanlardan koruyan ve bize en güzel mevsimleri yaşatan kutsallıklardır. Ve her zaman bize güç ve inanç verenlerdir. Önder Apo, Zilan Yoldaşa dair bir değerlendirmesinde şu hususları dile getirir: “Bu eylem sembol değerindedir. Zilan kişiliği tanrıça kişiliğidir. Bu eyleme saygıyla ve kutsalca yaklaşılır, insan adeta yalvarırcasına ve hatta kendisini affettirircesine niyaz eder, buna göre kendi moral değerini ve kişiliğini uygun hale getirir ve kendisini böylece de affettirmiş olur. Çıkarılması gereken en önemli sonuç bu oluyor.

 

“Burada PKK'nin yine bir tanımını yapıyor. ‘İnsanlık tarihinin veya akıl sınırlarının anlamakta zorluk çektiği kahramanlık’ diyor. Direniş, emek, kararlılık, inanç: Bunlarla burada PKK’nin karakteristik özelliklerini sıralıyor. Bu değerlendirme doğrudur. PKK’nin gerçek militanlığıyla birleştirdiğinde, her militanın nasıl bir PKK’liliği yakalaması gerektiğini ortaya koyuyor. Sorumlu bir anlayışla partileştiğini veya partili olduğunu söyleyen birisi varsa, partileşmenin ancak bu cümlelerle izah edildiği gibi yaşamsallaştırılacağını bilmelidir. Zilan yoldaş da bunu çok çarpıcı bir biçimde kanıtlıyor. Bu anlayışınızı ve ruhunuzu zorlasa da, onun ağzından gerçekleri sıralamayı bir görev biliyorum.”

“NE TESLİMİYET NE DÜŞÜŞ, SONUNA KADAR DİRENİŞ!”

PKK bize teslimiyeti değil direnişi öğretti...

‘Özgürlük ateşinin sürekli yanan alevi’

Fakat Onlar hep vardır, var oldukça uğurlarında kendilerini feda ettikleri insanlık hep anar onları...

Güneşi Gözlerinden Doğurtuyorlar

Her biri güneşi gözlerinde doğurtan, her sabah gözlerini ateş topunun doğuşuyla yeniden yaratan ve kutsayan, her akşam güneşi uğurlarken gözlerinin ferini bir sonraki güne devreden tanrıçalar… Sevê, Fatma ve Pakize…

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]