20/11/2017

Devrimin Sırrı Herekol

Yürüdü. Yürüdü. Her adımda, her geçen gün yeni bir ...

 

 

 

 

 

 

5 yıl oldu, pek çok ülke karıştı, pek çok ülke kalkıştı ama hiç birisi başaramadı. Halklar devrimlerini birilerinin, karşı oldukları sınıfların eline bıraktılar. Farklı olan bir yer vardı. Bundandır dünyanın dört bir yanından herkes akın akın bu devrime geldi. Dost düşman herkes anlamaya çalıştı, çalışıyor. Ortadoğu’da beklenmedik bir yerden bir çıkış oluyor. Bu yer: Rojava! Rojava’nın, Rojava devriminin sırrı nedir diye soranlara bir kelimeyle cevap verilir: Herekol! Evet! Rojava’nın, devrimin sırrıdır Herekol. Hem sırdır hem sırra erendir. Bir devrimin kimliğinin en kısa yanıtıdır Herekol.

 

Herekol kimdir? Kendisinin tanımlamasıyla koçerdir. Yani doğal toplumdan bu güne özgür yaşam mirasını bugünlere taşıyanların geleneğinden gelir. Berroj ya da Qereçox’ludur. Küçüklüğü köyde geçmiş, Yıllar önce köyünün etrafında şırıl şırıl akan çeşmelerin kurumasını üzüntüyle anlatır o günleri büyük bir özlemle anardı. Yıllar geçmiş olmasına rağmen bugün gibi hatırlardı. Okulunda başarılı bir öğrenciydi. Daha sonra Şama okumaya gitti. Neden mi? Sırrı arıyordu. Üniversite okurken Kürt Halk Önderiyle tanıştı. O ve daha pek çok arkadaşı o zamanlar bir elin parmak sayısı kadar dostu olan bir hareketin Önderliğini Rojava’da ilk tanıyanlardandı. Yaşamın anlamını çözmede, sırra ermede Öcalan’ı eşsiz bir ışık olarak gördü.

 

Ve…

 

Yürümeye başladı. Bu yürüyüşünün sebebini şöyle açıkladı,

 

Baş bizane

Heger ku ez

Çiya bi çiya

Çem bi çem

Dol bi dol

Zinar bi zinar digerim

Hemî ji ber bengî  û evîna te ye

 

Yürüdü. Yürüdü. Her adımda, her geçen gün yeni bir anlam damlasına erişti. Bunu gittiği her yerde paylaştı. Daha Kürt özgürlük hareketinin yeni yeni adım attığı Derik’te, Amude de, erdiği sırları paylaştı. Gün geçti dalga dalga ışığa yürüyenler çoğaldı. Önde Herekol vardı. Yıllar geçti sır olgunlaştı öfke büyüdü. Ve geçmişte dedelerinin zozanlara gittiği topraklara eli silahıyla o toprakları özgürleştirmeye gitti. Botan’ın öyle bilinen bugünkü Botan olmadığı, her bir anın büyük emekle yaratıldığı zamanlarda, en önde emek verenlerden oldu. 1990’da Kürdistan Özgürlük gerillası tarihinin en büyük çatışmalarından birinde Komata’da yaralı olarak ele geçti. Yaralı haliyle günlerce işkence gördü. Ser verdi sır vermedi. Elleri prangalı ve yaralı olmasına rağmen mahkemede onurlu duruşuyla düşmanında bile hayranlık uyandırdı. Sonra zindan hayatı başladı. Yıllarca zindanda da sırrı aramaya devam etti. Her geçen gün tel tel saçları beyazladı. Zindanı anlam dolu yaşadı. Gördüğü, ekmeğini bölüştüğü her insanda, ayrı bir mutluluk yarattı. Yıllar sonra zindandan çıkar çıkmaz koşar gibi, uçar gibi geldi. O kutsal dağlara. Rojava devriminin alt yapısını dağda atış çalışmalarında başından sonuna kadar yer aldı, nerede ihtiyaç varsa Herekol koştu. Biliyordu ki anlam emekle yaratılırdı. Sırra emekle varılırdı. Öyle yaptı. Gün geldi devrim filizlerinin yeşermeye başladığı ilk günlerde devrimi inşa etmek için Rojava’ya yürüdü.

 

Amude’yi örgütlemekten sorumluydu. Amude çetin bir yerdi. Yılmadı, başardı. Sonra devrimin ancak kitlelerin zihniyetinin değişmesiyle olacağını bildiğinden akademi çalışmalarına girdi. Sırrına erdiği hakikati paylaştı. İki yıla yakın binlerce kişiyi eğitti. Sonra özerk yönetimin eğitim konseyi yönetimi oldu. O gençliğinde okuduğu Che gibiydi. Bakan olması sadece bir ayrıcalık tanıyordu o da daha çok çalışma, durmadan ara vermeden çalıştı. Devrimin vahşi saldırılar altında olduğu günlerde kararını verdi. o da Che gibi askeri kıyafetlerini kuşandı. YPG’li oldu. Yüzlerce şervan eğitti. Yüzlerce komuta eğitti. YPG’nin akademilerinin temelini emeği ve alınteriyle attı. Ş.Rubar, Ş.Rüstem, Ş.lorens akademileri onun büyük emek ve çabasıyla kuruldu. Herekol bir hatipti. Her konuşması büyük etki yaratırdı. neden mi? Söylediği her şeye canı gönülden inanırdı. Herekol çocuk saflığında bir devrimciydi. Duygusaldı. Duyguları, sevgisi, öfkesi o kadar büyüktü ki… Herekol kadardı yüreği. Herekol sade bir devrimciydi. Ne şan peşinde koşardı, ne şöhret! tek derdi halkının özgürce yaşayabileceği bir ülke yaratabilmekti. Ve şöyle diyordu;

 

Heger ku ez

Merdî û mirovperweriya xwe

Bê hesab û bi safîtî

Pêşkêş dikim ji te re

Bawer bike                                                                                                                                    

Hemî ji ber ken û giriyê te ye

Baş bizane

Heger tu gul bî

Ez bi kelemên te

Êş û azarên te

Ji mêj ve razî bûme.

 

Onun için hep arayıştaydı. Sadece aramıyordu Herekol. Bir havari gibi bulduklarını büyük bir cömertlikle çevresiyle paylaşırdı. O bir öğretmendi. Ama tanıdığı en genç yoldaşından bile öğrenebilen bir öğretmendi. Herekol. Hüseyin Çaviş. Herekol yaşayan bir tarihtir. Herekol Rojava devriminde temelinde, her yerinde yaşıyor. O yıllar önce yazdığı dizelerinde söylediği gibi:

 

Ez ê vegerim

Li qîrîna şevan

Li dengê cotkaran

Li dergûşa evîndaran

Bi Yezdan, bi Zerdeşt

Bi Îsa, bi Mihemed

Min sond xwaribû

Ku ez ê rojekê vegerim

 

Evet Herekol yoldaş şimdi her yerde. Devrimin özünde. Bundandır Herekol’un sır olması, sırra ermesi.

“NE TESLİMİYET NE DÜŞÜŞ, SONUNA KADAR DİRENİŞ!”

PKK bize teslimiyeti değil direnişi öğretti...

‘Özgürlük ateşinin sürekli yanan alevi’

Fakat Onlar hep vardır, var oldukça uğurlarında kendilerini feda ettikleri insanlık hep anar onları...

Güneşi Gözlerinden Doğurtuyorlar

Her biri güneşi gözlerinde doğurtan, her sabah gözlerini ateş topunun doğuşuyla yeniden yaratan ve kutsayan, her akşam güneşi uğurlarken gözlerinin ferini bir sonraki güne devreden tanrıçalar… Sevê, Fatma ve Pakize…

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]